küçükken ben,
herhangi bir köyümüz yoktu,
hala olmadığı gibi.
köye ilişkin verilen kompozisyon ödevlerinin konusu olacak
bir köy işte
babam ile annem memleketin iki ayrı ucundan gelmişlerdi
onların aileleri de daha farklı daha uzak iki noktadan.
daha doğrusu bir aidiyet , bir asabiyet eksikliği...
ah ibni haldun!
yöresel yemekler annemin memleketi kadardı
yöresel hiç bir diyalog / şive hatırlamıyorum
köy de yoktu,
kış başlamadan gelen erzak kolisi de...
memleket yoktu.
zira çoktu.
bir gün dedi annem
bir gün aşık olursan sen gibi birine...
-ah ikimiz de iyi biliyorduk ben gibi birinin nasıl olduğunu...-
onun kalbidir memleketin.
doğru ya!
tüm hatıraların onla dolar,
ruhun onda doyar,
her tatilde değil sadece...her gece bedenin onun tenine kaçar...
ve çocuğun olmayacağı için cevap vermek de zorunda kalmazsın
9 yaşı merakındaki sorulara
sessiz de kalabilirsin.
şimdi diyelim sevdin.
evlenemezsin.
nikah ve çağırılacaklar listesi yoktur.
şeker de, memur da, limonata da...
takı da, kırmızı bekaret kuşağı da, damatlık da...
10 yıl vadeli bir evin kredisine girmezsin.
okulların ne zaman açılıp kapandığı da umrun dışıdır.
daha doğrusu nerden baksan...
bir aidiyet, bir asabiyet eksikliği...
gay olmak zordur.
ön yargılarla güreşmek de
bir erkekle sevişmek de
çocuk sahibi olamamak da
köysüzlük de
memleketsizlik de
..
17 Nisan 2015 Cuma
1 Nisan 2015 Çarşamba
ölse de yetmez.
kanı kan ile temizlerler bu ülkede.
acıyı acı ile ovarlar..avuturlar...
aksini söyleyen zira
vatan hainidir...
hep en haklılar susarlar
daha çok haklı olmamak adına
ölseler de yetmez
zalimin yüzüne kusarlar
çok haklı olup da vurulanlar...
ölseler de yetmez...
oysa bilseler ki bir kırmızı kuştur uçu veren bu cehennemden cennete
ekmek kokusu sinerken bileklerine
bilyeler ceplerinde koşarken haykırarak "anne"
ölse de yetmez.
unutulsa kafi.
2 Mart 2015 Pazartesi
miz
bekleyişin acısını çıkartır sanki insan aşık olduğu vakit maşukundan...
gelirse Mehdi bütün cinayetlerin hesabı sanki ondan sorulacak...
buluşmaya geç kalmış bir davetliye yapılacak olan bütün sitemler...aslında gelişinin görkemini gölgelemez mi? oysa beklediğimiz sevgili değilde kendi egolarımız ve arzularımız ise? bitmek tükenmeyen arzular ile mi seveceğiz birini? ya çekip gider diye korkarak mı? korkumuz sanki onu çalmış gibi sevmemizden...onu çalmış gibi seviyor oluşumuz ise bir ganimet gibi aşkı hak etmeden...emek vermeden kazanmaya çalışmamızdan değil mi?
büyük ikramiyenin vurduğu bir piyango bileti muamelesi yapmayı ne zaman bırakacağız sevdiklerimize?
aşkımıza emek katabildiğimiz zaman...
sabredebildiğimiz, dinleyebildiğimiz, paylaşabildiğimiz, anlayabildiğimizi...bildiğimiz kadar ...
"...miz kadar".
24 Şubat 2015 Salı
vaazlar...söz...
hiçbir tebessümün ferahlık veremeyeceği gönülden
hiçbir terkibin deva olmayacağı yaradan
hiçbir sözün kar etmediği inattan
...
herşeye Kadir olana iltica ederim!
herkes sevdiğinin adı ile başlasın aziz cemaat! muteber kitle!
vakit geç değildir
biz sadece fazla hunharca harcadık zamanımızı
kıymet bilin aziz kitle!
cemaat lütfen dağılabilir mi?
sözlerim yok.. namaz için ise vakit daha hayli erkendir...
henüz aranızda sevdiğine açılmamış olan var ise
yani henüz annesinin ayaklarına dudaklarını değdirmemiş
babasına kocaman sarılmamış
sevgilisinin dudaklarına bir ateşli buse kondurmamış...
olan var ise...lütfen... yani hepiniz...
çıkabilir misiniz mescitten?
hiçbir sevgiye bulaşmamış bu yürekler ile mi yöneleceksiniz Allah'a?
kopya çekerek mi yaşayacak ve aşacaksınız sınavları?
hiçbir terkibin deva olmayacağı yaradan
hiçbir sözün kar etmediği inattan
...
herşeye Kadir olana iltica ederim!
herkes sevdiğinin adı ile başlasın aziz cemaat! muteber kitle!
vakit geç değildir
biz sadece fazla hunharca harcadık zamanımızı
kıymet bilin aziz kitle!
cemaat lütfen dağılabilir mi?
sözlerim yok.. namaz için ise vakit daha hayli erkendir...
henüz aranızda sevdiğine açılmamış olan var ise
yani henüz annesinin ayaklarına dudaklarını değdirmemiş
babasına kocaman sarılmamış
sevgilisinin dudaklarına bir ateşli buse kondurmamış...
olan var ise...lütfen... yani hepiniz...
çıkabilir misiniz mescitten?
hiçbir sevgiye bulaşmamış bu yürekler ile mi yöneleceksiniz Allah'a?
kopya çekerek mi yaşayacak ve aşacaksınız sınavları?
16 Ocak 2015 Cuma
ya şimdi?
hiç bir söz yok ki,
içinde sen olmayasın.
sessizlik dahil.
meğer ki canım sıkılmış olsun
annem uzakta
beş yaşım uzakta
avlusunda koşturduğum tekkemiz uzakta
yani yüzümü gömdüğüm temiz çarşaflar uzakta
bilesin büyüyen çocuk!
araf var uzakta.
her sözden geri durdum.
fayda yok nede olsa..
sen yoksan içinde.
annem yoksa
masal yoksa dilinde
hiç bir düş yoksa sonunda
hangi aşk bizi paklar,
büyümüşlüğün kirinden?
hangi güzel sözler temizler dilimizi
yalandan?
hani sarıp sarmalayan var ya ikimizi...
susup da söyleyemediği
aslında kimsenin kimseyi çok da sevemediği
idare ediverdiği
yalandan...
annemiz de yoktur ya
kime şikayet etmeli?
beş yaşına kadar anneye, sonra tanrıya
ya şimdi?
6 Ocak 2015 Salı
vaazlar
ey nefsim! ey ben!
ister bir ister bin kapı örtülü olsun ne fark eder? Meğer ki günden ışıktan uzakta olasın... Eflatun'un mağarasına kaçan keşiş, anne karnına geri dönen bebek, ricat eden ordu... hepsinin de üzgün olduğunu bilirsin fakat mecburdurlar...
virdi devam etsin diye keşişin, karnı doyabilsin diye bebeğin, ölmesin diye son kalan askerleri ordunun...
şimdilik ricat vaktidir...rica ederek ve af dileyerek ayrılmalıdır sahneden...
affedersiniz... evet haklısınız...bugün ki vaazım...
notlarımı evde unutmuşum, çok özür dilerim... anlatacaklarımı bir bir yazmıştım oysaki...siz aziz kitle,
sahi beni dinlemek yerine; benim yapamadığımı yapar mısınız lütfen?
-...?
sever misiniz birbirinizi?
26 Aralık 2014 Cuma
firar
saat çok geç, artık uyumalısın ve ben gitmeli.
çok çalışacaksın ve yorulacak naif parmak uçların.
anlaştığımız gibi devam etmeli
sen hiç arkana bakmayacaksın...
ardın sıra koşturacak melek!
şah damarın parmaklarımın arasında
sade kan değil akıp giden
nice hatıra geçmiş ve nice ümit hep gelecek!
bilirsin ama ben yine söylemeliyim...
affedersin...
özür dilerim..
lütfen
rica
ve iltifat ile...
evet evet....
kayıtlara geçsin lütfen beyefendi.
akşamın bir vakti,
benim çocukluğum
senin yüreğine firar etti.
çok çalışacaksın ve yorulacak naif parmak uçların.
anlaştığımız gibi devam etmeli
sen hiç arkana bakmayacaksın...
ardın sıra koşturacak melek!
şah damarın parmaklarımın arasında
sade kan değil akıp giden
nice hatıra geçmiş ve nice ümit hep gelecek!
bilirsin ama ben yine söylemeliyim...
affedersin...
özür dilerim..
lütfen
rica
ve iltifat ile...
evet evet....
kayıtlara geçsin lütfen beyefendi.
akşamın bir vakti,
benim çocukluğum
senin yüreğine firar etti.
23 Aralık 2014 Salı
lütfen
eskiden yolunun kesiştiği ,fakat bir veya bir çok sebepten kopuverdiğin
ne sen eski sensindir; ne o eski o
biz, siz ve onlar da duruma dahil.
aynı cafede iki defa oturamadık. aynı nehirde iki defa yıkanamadığımız gibi.
yaşadığın her şey seni ona hazırlar gibidir.hani nice zaferler vardır ki hayatta...yenilgi yenilgi gelir...
gömlek ıslanır, kurur...ve tekrar ıslanır ve tekrar kurur...daha çok temiz olana değin. padişahın hazır olmayan hiçbir saraya konamayacağını bilerek... itinayla işler yüreğinde yaşadığın acılar ve sevinçler seni. bir gün eski bir yolcu ile tekrar kesiştiğinde yolun. işte o zaman daha çok anlarsın kıymet bilmen gerektiğini ve beraber yürünecek her adımın değerini. daha az konuşursun. daha çok bakışırsın. ihtimal çok fazla gülemezsin, çok fazla hüzne gark olamayacağın gibi.
ve sen kanatlı yolcu, tekrar uğramışken bu patikaya,
müsaade ederse kelebeği yaratıp onu ışığa müptela kılan,
sakın nefesten kesilme!
bil ki sessizce birikir ta derinde,
bir su yatağını bulmaya sabırsız,
meğerki kalbin mazi adlı taşlar engelinde
akıp coşmak için; zamansız, engelsiz ve arsız...
sakın nefesten kesilme!
zira daha tadılmadık şaraplar
konuşulmadık anılar
yürünmedik patikalar
ve aşındırılacak kaldırımlar
var.
yani kocaman bir hayat var.
sakın nefesten kesilme
lütfen.
ne sen eski sensindir; ne o eski o
biz, siz ve onlar da duruma dahil.
aynı cafede iki defa oturamadık. aynı nehirde iki defa yıkanamadığımız gibi.
yaşadığın her şey seni ona hazırlar gibidir.hani nice zaferler vardır ki hayatta...yenilgi yenilgi gelir...
gömlek ıslanır, kurur...ve tekrar ıslanır ve tekrar kurur...daha çok temiz olana değin. padişahın hazır olmayan hiçbir saraya konamayacağını bilerek... itinayla işler yüreğinde yaşadığın acılar ve sevinçler seni. bir gün eski bir yolcu ile tekrar kesiştiğinde yolun. işte o zaman daha çok anlarsın kıymet bilmen gerektiğini ve beraber yürünecek her adımın değerini. daha az konuşursun. daha çok bakışırsın. ihtimal çok fazla gülemezsin, çok fazla hüzne gark olamayacağın gibi.
ve sen kanatlı yolcu, tekrar uğramışken bu patikaya,
müsaade ederse kelebeği yaratıp onu ışığa müptela kılan,
sakın nefesten kesilme!
bil ki sessizce birikir ta derinde,
bir su yatağını bulmaya sabırsız,
meğerki kalbin mazi adlı taşlar engelinde
akıp coşmak için; zamansız, engelsiz ve arsız...
sakın nefesten kesilme!
zira daha tadılmadık şaraplar
konuşulmadık anılar
yürünmedik patikalar
ve aşındırılacak kaldırımlar
var.
yani kocaman bir hayat var.
sakın nefesten kesilme
lütfen.
17 Aralık 2014 Çarşamba
vaazlar vol.2
Aziz kitle!
Eşyayı terk etmeye kendi bedeninden başlayanlara ne mutlu!
Nice sağlar Vardır ki, tatlı nefsini çoktan katletmiştir. Manada diri; zahirde intihar etmiştir.
Uykuyu bize dinlenme vakti kılıp gece ile nice eksiğimizi örtene ve buna yıldızları şahit tutana! Sena olsun!
Amin
Eşyayı terk etmeye kendi bedeninden başlayanlara ne mutlu!
Nice sağlar Vardır ki, tatlı nefsini çoktan katletmiştir. Manada diri; zahirde intihar etmiştir.
Uykuyu bize dinlenme vakti kılıp gece ile nice eksiğimizi örtene ve buna yıldızları şahit tutana! Sena olsun!
Amin
15 Aralık 2014 Pazartesi
vaazlar. vol 1
aziz kitle!
unutmayınız ki,
isyan ile tefekkür
cehalet ile belagat
vird ile sükut
çığlık ile mukabele
öğretmen ile öğrenci
ve her ikisiyle talip
aynı kelimeye, aynı mabede, aynı cümleye hapsedilemez. bunları hangi mağaraya kapamalı ki bir eflatun düşüncesi sarı versin beynimizi?
tefekkürden önce olan isyandan,
belagat evveli bir cahillikten,
sükut ile başlayan bir virdden
mukabelesiz başlayan ve boşluğa atılmış bir çığlıktan
öğrencisiz bir öğretmenden veya öğretmeni olmayan öğrencilerden
ve kalbinde taliplik olmayan her ikisinden...
Kelebekleri var edip , onları ateşe pervane kılana sığınırız.
amin.
unutmayınız ki,
isyan ile tefekkür
cehalet ile belagat
vird ile sükut
çığlık ile mukabele
öğretmen ile öğrenci
ve her ikisiyle talip
aynı kelimeye, aynı mabede, aynı cümleye hapsedilemez. bunları hangi mağaraya kapamalı ki bir eflatun düşüncesi sarı versin beynimizi?
tefekkürden önce olan isyandan,
belagat evveli bir cahillikten,
sükut ile başlayan bir virdden
mukabelesiz başlayan ve boşluğa atılmış bir çığlıktan
öğrencisiz bir öğretmenden veya öğretmeni olmayan öğrencilerden
ve kalbinde taliplik olmayan her ikisinden...
Kelebekleri var edip , onları ateşe pervane kılana sığınırız.
amin.
12 Aralık 2014 Cuma
vaiz, öğretmen ve meryem
vaiz
Vaiz kürsüye çıktı her zamanki gibi. Sessizce durdu. Başını öne eğdi. Sustu. Gözleri yaşardı.
Bilmedikleri bu kadar çokken bunca yıl konuştukları için sessizce tövbe etti. Sadece özür diledi ve yine sessizce terk etti mabedi.
öğretmen
Öğretmen tahtanın önüne geçti. Öğrenciler sessizdi. O da sustu. Bakıştılar...Hiçbir şey söylemeden
başını öne eğdi. Bir kaç damla göz yaşı süzüldü yanaklarından. İçinden hafif bir dua mırıldanır gibi olduysa da kendisi dahi işitemedi. Meleklerin de işitmesini ummuyordu sahi.... Öylece kaldı. Zil çaldı. Ders bitti. Öğretmen sınıfı sessizce terk etti. Öğrenciler ise şaşkın...
vaiz ve öğretmen
Vaiz , öğretmen ile mezarlık yolunda karşılaştı. İki suskun adam bir birlerini fark etti. Tebessüm ettiler.
Artık vaiz ile öğretmen ölmüşlerdi. Yani susmuşlardı. Kendileri dahil kimsenin haberi yoktu.
Meryem'in sustuğu her dakika bir şeytan çarmıha gerilir...bir ok saplanır müfterinin kalbine...ama sessizce...
11 Aralık 2014 Perşembe
karmaşa
kelebek bir gün yaşar
aşığın kalbinde doğar
maşukun ellerinde büyür
ve her ikisinin hatıratında ölür
aşık maşuka kavuştukça
hikaye kısa
söz manasız...
ne başladı ne bitti
ne doğdu kelebek
ne de uçabildi Cudi'den bu tarafa
mumdan uzakta
doğdu
yaşadı
ve
öldü
kelebek elbet bir gün doğar
meğerki bir mum bulsun
Leyla çıkagelir kuaförden
yeter ki bekleyen bir Mecnun olsun
kelebek elbet bir gün büyür
meğerki bir söz olsun
Şirin çıkagelir alış veriş merkezinin merdivenlerinden
yeter ki ahde vefa Ferhat'ta olsun
kelebek elbet bir gün ölür
meğerki bir an unutulsun
defter biter elinde Aslı'nın, çıkar gider okulundan
yeter ki kalpte bir izi / iki Kerem bir söz olsun.
Ferhat Mecnun'a da yanık olabilir
Oysaki Kerem de Ferhat'a.
Keza Leyla da Aslı'ya boş değil ne vakittir
Aslı ise Şirin'e...
Kelebek elbet bit gün can bulur.
Meğerki kalpte sevgiden bir dert olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)